Ibni Teymiyye sehabenin(r.a) derecelerinden habersizdi…!

بذلك على أن علياً أعلم من معاذ بن جبل جاهل
kim Hazreti Alinin Muaz Bin Cebelden daha üstün olduğunu söylerse cahildir(Mecmua El Fetava,cilt 4,sayfa 410)
Aslinda İbni Teymiyye bu sözüyle kendi cahilliğini göstermekle kalmamiş hatta ona tabi olan ve onun bu sözlerini duymuş olmayanlarida bir bakima cahil adlandirmaktadir.Ehli Sünnet inancinda Hz.Ali(r.a) ve Hz.Muaz Bin Cebel(r.a) üstün sehabelerdir ama Hz.Alinin Hz.Muaz Bin Cebele olan üstünlüğü ilk iman etmesi ve diğer hususlara göre bellidir.

Categories: Ibn Teymiyye | Leave a comment

Sehabenin(r.a) Resülallahla Tevessül etmesi..!

وروى ابن أبي شيبة بإسناد صحيح من رواية أبي صالح السمان عن مالك الداري – وكان خازن عمر – قال ” أصاب الناس قحط في زمن عمر فجاء رجل إلى قبر النبي صلى الله عليه وسلم صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسول الله استسق لأمتك فإنهم قد هلكوا، فأتى الرجل في المنام فقيل له: ائت عمر ” الحديث.
وقد روى سيف في الفتوح أن الذي رأى المنام المذكور هو بلال بن الحارث المزني أحد الصحابة، وظهر بهذا كله مناسبة الترجمة لأصل هذه القصة أيضا والله الموفق.

ibni Ebi Şeybe sahih senetle Ebu Salih’ten, O da Malik ed Dar’dan rivayet etmiştir: Hz.Ömerin hilafeti(r.a) döneminde kıtlık oldu. adamın birisi Rasulullah’ın mezarına geldi ve :”ya Rasulullah s.a.a ümmetin helak oluyor onlar için yağmur yağmasını iste” dedi. Sonra Rasulullah s.a.a o adamın uykusuna girdi ve hz.Ömerin(r.a) yanına gitmesini söyledi

Seyfin “el Futuh” kitabında söylediğine göre bu şahıs Rasulullahın s.a.a ashabından Bilal b. Haris olmuştur.

ibni Hacer, “Fetul Bari fi şerhi Sahihil Buhari”, 2/412
ibni Kesir, “el Bidaye ven Nihaye”, 7/148-154

Categories: tevessul-teberruk-istigase | Tags: | Leave a comment

Abdulaziz b. Baz: “biz vehhabiyiz”…!

bilindiği günümüzdeki selefiler kendilerine “vehhabi” denilmesine itiraz ederler, bunun iftira olduğunu, kendilerinin ehli sünnet olduklarını, “vehhabi” olmadıklarını idda ederler. işte bu taifenin son devir şeyhlerinden Abdulaziz b. Baz tokat gibi cevap veriyor, “biz vehhabiyiz” diyor.
resimde gördüğünüz Abdulaziz b. Bazın “Fetva en-Nur” adlı kitabıdır. gördüğünüz kitabın 18-ci sayfasıdır. Abdulaziz b. Baz kendisine sorulan bir soruya uzun uzadıya cevap vermektedir. soru 16-cı sayfadadır ve şöyledir:

يقول السائل: فضيلة الشيخ، يسمي بعض الناس عندنا العلماء في المملكة العربية السعودية بالوهابية فهل ترضون بهذه التسمية؟ وما هو الرد على من يسميكم بهذا الاسم؟
soru: değerli şeyh, bazı insanlar Suud alimlerini “vehhabi” adlandırıyorlar siz bu ismi kabul ediyormusunuz?

Abdulaziz b. Baz bu soruya uzun uzadıya cevap vermekte, şirk-Tevhid konusunu ele almaktadır. işaretlediğim yerde ise esas konuya geçerek şöyle demektedir:

يدعون إلى توحيد الله من علماء التوحيد من علماء نجد وغيرهم يلقبون بالوهابية، فهو لقب معروف شريف وليس بمستنكر
cevap: Necd ulemasının lakabı vehhabidir ve bu maruf ve şeriftir ve biz bunu inkar etmiyoruz.

Abdulaziz b. Baz, “Fetava en-Nur”, 1/16-18

Abdulaziz b. Bazın burada “Necd uleması” dediği gurup bizzat kendileridir, yani Muhammed b. Abdulvehhabın yolundan giden, ümmetin şirk içinde olduğunu söyleyen sapıklar. işte bu sapıklara tüm ümmet “vehhabi” adını vermiştir, Muhammed b. Abdulvehhabın kendi kardeşi ve hanbeli alimi Şeyh Süleyman kendisine reddiye yazmış ve reddiyenin adını da şöyle koymuştur: “es-Sevaik el-İlahiyye fi reddi alal vehabiyye”

Categories: Vehhabi Fitnesi | Leave a comment

İbni Teymiyye: “Alinin kapısından başka (camiye açılan) tüm kapıları kapatın” hadisi şiilerin uydurmasıdır”…!

ibni Teymiyye el Harrani el Kezzab “Alinin kapısı hariç camiye açılan tüm kapıları kapatın” hadisi hakkında şunu söylüyor:

قوله وسد الأبواب كلها إلا باب علي فإن هذا مما وضعته الشيعة

“Alinin kapısından başka (camiye açılan) tüm kapıları kapatın” hadisi şiilerin uydurmasıdır.

ibni Teymiyye, “Minhac üs Sünne”, 5/17

halbuki,Bu İbni Teymiyyenin Ehli Sunnet kaynaklarindan habersiz oldugunu göstermektedir.
İbni Teymiyyenin bu iddiasina ehli sünnet kaynaklari nezdinde cevap verelim:

أخبرنا أبو بكر أحمد بن جعفر بن البزاز ببغداد ثنا عبد الله بن أحمد بن حنبل حدثني أبي ثنا محمد بن جعفر ثنا عوف عن ميمون أبي عبد الله عن زيد بن أرقم قال : كانت لنفر من أصحاب رسول الله صلى الله عليه و سلم أبواب شارعة في المسجد فقال يوما : سدوا هذه الأبواب إلا باب علي قال : فتكلم في ذلك ناس فقام رسول الله صلى الله عليه و سلم فحمد الله و أثنى عليه ثم قال : أما بعد فإني أمرت بسد هذه الأبواب غير باب علي فقال فيه قائلكم و الله ما سددت شيئا و لا فتحه و لكن أمرت بشيء فاتبعته
هذا حديث صحيح الإسناد و لم يخرجاه
تعليق الذهبي قي التلخيص : صحيح

Zeyd b. Erkam rivayet ediyor ki Rasulullahın s.a.a ashabından bazılarının kapısı camiinin içine açılıyordu. bir gün Rasulullah s.a.a “Alinin kapısından başka tüm kapıları kapatın” buyurdu. Böyle olduğunda cemaat dedi kodu yaptı. Rasululalh s.a.a Allaha hamd ettikten sonra dedi ki: “Alinin kapısında başka kapıları kapatmak bana emr edilmiştir. bazılarınız ise bu konuda dedi kodu yaptınız. And olsun ki, onu ne ben bağladım, nede ben açtım. fakat bana emr edildi ve ben emri uyguladım“

Tirmizi, “Sünen”, Menkıbeler kitabı, hadis 3732
Nesai, “Hasaisul Aleviyye”, hadis 41 ve 42
Hakim, “el Müstedrek”, 4/218, hadis 4631
Heysemi, “Mecmeuzzevaid”, 9/149 ve 151, hadis 14672 ve 14678

hadis daha bir çok kaynakta geçmektedir ama bu kadarı ile yetiniyorum. hadislerin durumuna gelince, Nesai 2 senetle rivayet etmiştir, biri hasen, diğeri ise sahih, Hakim hadisten hemen sonra “Buhari ve Müslimin şartlarına göre sahihdir ama onlar bunu aktarmamışlardır” diyor. Heysemi 2 senetle rivayet etmiştir, hadislerden hemen sonrada biri için “hasen” diğeri için “sahih” demiştir.

Categories: Ibn Teymiyye | Leave a comment

Ibni Baaz: “dünya dönmüyor”…!

evet sevgili kardeşlerim, vehhabilerin inançlarını bizzat kendi kaynaklarından aktarmaya devam ediyoruz. resimde gördüğünüz vehhabilerin son devir şeyhlerinden b. Baazın telif ettiği “Güneşin hareket halinde, Dünyanın ise durgun olduğunda dair akli ve nakli deliller” adlı kitabının mukaddimesidir. işaretlenmiş yerde şu ifadeler var:

Yazarlar, öğretmenler ve öğrenciler arasında Güneşin durgun ve Dünyanın hareket halinde olması hakkında bir inanç ortaya çıkmıştır. ben bu inancı inkar eden bir makale yazdım ve bu inancın batıl olduğunu ortaya koyan bir çok nakli delil zikr ettim. şunu söyledim ki, Güneşin durgun olması düşüncesi küfür ve sapıklıktır.

bu roket asrında bile bu ahmaklar dünyanın dönmediğini söylüyorlar, Vatikan bile inadından döndü ama bunlar dönmüyorlar, Allah bunları kahr etsin. işte Kuran ve Ehli Sunnete yüz çevirmenin sonucu budur. bunlar roket asrında bile “dünya sabittir, dönmüyor” diyorlar.Allah akil fikir versin

Categories: Vehhabi Fitnesi | Leave a comment

Vehhabi Şeyh Useymin: “ingiliz dilini öğrenmek haramdır”…!

أن الذي يعلم صبيّه اللغة الإنجليزية منذ الصغر سوف يُحاسب عليه يوم القيامة ؛ لأنه يؤدي إلى محبة الطفل لهذه اللغة ، ثم محبة من ينطق بها من الناس ؛…..
فليتق الله من يريد جلب هذه اللغة إلى أبناء المسلمين

“O, şahıs ki, evladına çocuk yaşlarında ingiiz dilini öğrediyor Kıyamet günü bunun hesabını verecektir. Çünki bu amel çocuğun ingiliz diline, sonras ise bu dilde konuşmasına muhabbetini çoğaltıyor…

Bu dili müslüman evlatlarına öğreten Allahtan korksun!”

Şeyh Useyminin ingiliz dili fetvası

Categories: Vehhabi Fitnesi | Leave a comment

ibni Teymiyye: “eti yıkamak bidattir”…!

Vehhabi kaynaklarından, en önemli ve en büyük alimlerinden kendi inançlarını aktarmaya devam ediyoruz. şimdi paylaşacağımız belgede vehhabilerin imamı ibni Teymiyyenin fıkralarından birini göreceksiniz. ibni Teymiyye etin yıkanması konusunda şu şekilde bir fetva vermiştir:

أكل الشوي والشريح جائز سواء غسل اللحم أو لم يغسل، بل غسل لحم الذبيحة بدعة، فما زال الصحابة رضي الله عنهم على عهد النبي يأخذون اللحم فيطبخونه ويأكلونه بغير غسله، وكانوا يرون الدم في القدر خطوطًا، وذلك أن الله إنما حرم عليهم الدم المسفوح أى المصبوب المهراق، فأما ما يبقى في العروق فلم يحرمه. ولكن حرم عليهم أن يتبعوا العروق كما تفعل اليهود الذين بظلم منهم حرم الله عليهم طيبات أحلت لهم، وبصدهم عن سبيل الله كثيرًا.

… Kesilmiş hayvan etinin yıkanması bidattir. Sahabeler r.a Rasulullah s.a.a zamanından eti yıkamadan pişirir ve yerdiler…

ibni Teymiyye, “Mecmu`ul-Feteva”, 21/523

Mevlidi bidat oldugunu soyleyen ve “her bid’at dalalettir ve her dalalet ateştedir.” hadisini akillarina gore meşrulaştiran Ibni Teymiyyecilere göre eti yikayarak yiyende cehennemlik olmuş olmuyorlarmi? gelin birde bunu zelalet ehline anlatmaga çalişin..!

Categories: Ibn Teymiyye | Leave a comment

KURAN VE HADİSLERDE TEBERRÜK…!

Vehhabilerin üzerinde sıkca durdukları bir diğer konu teberrük meselesidir. onlara göre nebi, rasul, imam ve evliyanın a.s eşyalarına teberrük etmek şirkdir ve asla caiz değildir. bu amelleri yapan kim olursa olsun müşriktir. biz inşaAllah bu yazımızda bu sapık şirk taifesine Teberrükün caiz olduğuna dair Kuran ve hadislerden deliller ortaya koyacağız. .

Allah c.c Kuranda şöyle bildiriyor: (Yusuf dedi ki) «Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne bırakın; gözü görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin.» Kervan, ayrıldığında, babaları, «Eğer beni bunamış saymazsanız, Yusuf’un kokusunu buluyorum» dedi. Çevresindekiler, «Allah’a yemin ederiz sen, hâlâ eski şaşkınlığındasın» dediler. Müjdeci gelip, gömleği Yakub’un yüzüne bırakınca, hemen gözü görür olarak dönüverdi. Bunun üzerine Yakup, «Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?» dedi.

Yusuf suresi 93-96-cı ayetler

her şey apaçık ortada. Alalhın 2 seçkin kulu, salih kulu, peygamberi teberrükün caiz olduğunu ortaya koymuşlardır. çok merak ediyoruz acaba -haşa- Allahın bu 2 peyagmberi neyin caiz olup olmadığını bilmiyorlarmıydı? acaba bu 2 peyagmber -haşa- müşrikmi olmuşlardır? SubhanAllah.

şimdi de Rasulullahın s.a.a teberrüke izin verdiğine dair sahih kaynaklardan haberler aktarıyoruz:

Enes b. Mâlik’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber s.a.a, şeytanı taşlayınca kurbanını kesti sonra tıraş olmak için berbere başının sağ yanını uzattı kesilen saçı Ebû Talha’ya verdi sonra sol yanını uzatıp tıraş oldu ve kesilen saçını “Müslümanlar arasında dağıt” buyurdu

Müslim, “es Sahih”, Hac kitabı, hadis 323, 324, 325 ve 326
Tirmizi, “Sünen”, Hac kitabı, bölüm 73, hadis 912
Ebu Davud, “Sünen” Hac kitabı, 78-ci bab, hadis 1981

Categories: tevessul-teberruk-istigase | Leave a comment

Kabir ziyareti ve ölüye ağlama..!

Vehhabilerin üzerinde sıkca durdukları ve çok önemli gördükleri meselelerden biriside kabirlerin ziyaretidir. bu sapık taife kabirlerin ziyaret edilmesinin yasak ölüye ağlamanın ise bidat olduğunu idda ediyorlar. ne kadar da garip! kendileri Şirk ve Bidatin içinde oldukları halde başkalarını şirk ve bidat ile itham ediyorlar. Allah bunları kahr etsin. biz bu yazımızda inşaAllah sahih kaynaklara binaen kabir ziyareti ve ölüye ağlamanın caiz olmasını ortaya koyacağız. işimizde Allaha tevekkül ediyor ve yanlızca Ondan yardım diliyoruz.

şimdi sahih kaynaklardan kabirleri ziyaret etmenin caiz olmasına ilişkin delilleri ortaya koyalım:

باب ما يقال عند دخول القبور والدعاء لأهلها

حدثنا أبو بكر بن أبي شيبة وزهير بن حرب قالا حدثنا محمد بن عبد الله الأسدي عن سفيان عن علقمة بن مرثد عن سليمان بن بريدة عن أبيه قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يعلمهم إذا خرجوا إلى المقابر فكان قائلهم يقول في رواية أبي بكر السلام على أهل الديار وفي رواية زهير السلام عليكم أهل الديار من المؤمنين والمسلمين وإنا إن شاء الله للاحقون أسأل الله لنا ولكم العافية

Kabristana Giderken Okunacak Şeyler ve Orada Yatanlara Dua Babı

Süleyman b. Büreyde babasından naklen rivayet etti. Babası şöyle demiş. Resulullah s.a.a kabristana çıktığımız vakit ne söyliyeceğimizi bize öğretirdi. İçimizden birimiz (Ebû Bekir’in rivayetinde): Bu diyardakilere selâm. (Züheyr’in rivayetinde ise): «Selâm size ey bu diyarın mü’min ve müslim olan halkı! Bizler de inşaallah (size) katılacağız. Allah’dan bize ve size afiyet dilerim.» derdi.

Müslim, “es Sahih”, Cenazeler kitabı, bab 34, hadis 104

Müslim aynı babda müminlerin annesi Aişe’den 2 rivayet daha aktarmıştır. fakat biz bununla yetniyoruz. şimdi de ölüye ağlamanın caiz olmasına ilişkin delillere geçiyoruz:

حدثنا الحسن بن عبد العزيز حدثنا يحيى بن حسان حدثنا قريش هو ابن حيان عن ثابت عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال دخلنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم على أبي سيف القين وكان ظئرا لإبراهيم عليه السلام فأخذ رسول الله صلى الله عليه وسلم إبراهيم فقبله وشمه ثم دخلنا عليه بعد ذلك وإبراهيم يجود بنفسه فجعلت عينا رسول الله صلى الله عليه وسلم تذرفان فقال له عبد الرحمن بن عوف رضي الله عنه وأنت يا رسول الله فقال يا ابن عوف إنها رحمة ثم أتبعها بأخرى فقال صلى الله عليه وسلم إن العين تدمع والقلب يحزن ولا نقول إلا ما يرضى ربنا وإنا بفراقك يا إبراهيم لمحزونون رواه موسى عن سليمان بن المغيرة عن ثابت عن أنس رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم

Sâbit el-Bunânî’ tahdîs etti ki, Enes ibn Mâlik şöyle demiştir: Rasûlullah ile demirci bir san’atkâr olan Ebû Seyf in yanına girdik. Ebû Seyf, (Peygamber’in çocuğu) İbrahim’in süt babası idi. Rasûlullah, İbrahim’i aldı, onu öptü ve kokladi. Bundan sonra bir kerre daha Ebû Seyf in evine gittik. Bu defa İbrâhîm can veriyordu. Rasûlullah’ın iki gözü yaş dökmeye başladı. Bunun üzerine Abdurrahmân ibn Avf: “Yâ Rasûlallah! Halk musibet zamanında sabr etmeyebilir; fakat sen de mi?” diye taaccüb ifâde etti. Rasûlullah: “Ey Avf oğlu! Bu halet, bir rahmet ve şefekattir” buyurdu. Sonra bu göz yaşını diğer bir gözyaşı ta’kîb etti. Bu defa da Rasûlullah (S): “Şübhesiz göz ağlar, kalb de mahzun olur. Biz ise, Rabb’imizin razı olacağı sözden başka söz söylemeyiz. Yâ İbrahim! Bizler senin ayrılığınla pek mahzun ve kederliyiz” buyurdu

Buhari, “es Sahih”, Cenzeler kitabı, bab 43, hadis 62

حدثنا أبو كامل الجحدري حدثنا حماد يعني ابن زيد عن عاصم الأحول عن أبي عثمان النهدي عن أسامة بن زيد قال كنا عند النبي صلى الله عليه وسلم فأرسلت إليه إحدى بناته تدعوه وتخبره أن صبيا لها أو ابنا لها في الموت فقال للرسول ارجع إليها فأخبرها ” – ص 636 -” أن لله ما أخذ وله ما أعطى وكل شيء عنده بأجل مسمى فمرها فلتصبر ولتحتسب فعاد الرسول فقال إنها قد أقسمت لتأتينها قال فقام النبي صلى الله عليه وسلم وقام معه سعد بن عبادة ومعاذ بن جبل وانطلقت معهم فرفع إليه الصبي ونفسه تقعقع كأنها في شنة ففاضت عيناه فقال له سعد ما هذا يا رسول الله قال هذه رحمة جعلها الله في قلوب عباده وإنما يرحم الله من عباده الرحماء وحدثنا محمد بن عبد الله بن نمير حدثنا ابن فضيل ح وحدثنا أبو بكر بن أبي شيبة حدثنا أبو معاوية جميعا عن عاصم الأحول بهذا الإسناد غير أن حديث حماد أتم وأطول

Usâme şöyle demiş: Peygamber’in s.a.a yanında idik. Bir ara kerimelerinden birisi haber göndererek Resulüllah’ı s.a.a çağırdı. Ve kendisinin bir çocuğu yahut bir oğlu vefat etmek üzere olduğunu ona haber verdi. Bunun üzerine Peygamber s.a.a gönderilen zâta: «Dön de ona haber ver ki; Allah’ın aldığı da, verdiği de kendinindir. Onun nezdinde her şey muayyen bir müddetledir. Ona söyle de: Sabretsin ve sevap umsun!» buyurdular.

Müteakiben elçi peygamberin s.a.a kızının yanma gitti ve dönüp tekra geldi de: «O yemin etti! Mutlaka yanına gelmeliynıişsin.» dedi. Bunun üzerine Peygamber s.a.a kalktı, onunla beraber Sa’d b. Ubâbe ile Muâzu’bnü Cebel de kalktılar. Ben de yanlarına takıldım. Çocuğu Peygambere s.a.a arzettiler; can çekişiyordu. Sanki canı eski bir tulum içindeydi. (Bunu görünce) Rasulullahın s.a.a gözlerinden yaşlar boşandı. Saki kendisine: «Bu ne yâ Resûlüllah!» dedi. Resûlüllah s.a.a «Bu, bir rahmettir. Allah onu kullarının kalplerine tevdi buyurmuştur. Allah ancak merhametli olan kullarına rahmet eyler.» buyurdu.

Müslim, “es Sahih”, Cenaze kitabı, bab 6, hadis 11

görüldüğü gibi, Rasulullah s.a.a ölülere ağlamayı yasaklamış değil aksine kendisi de hem oğlu İbrahim ve kızının oğlu için ağlamıştır.

Categories: Kabir ziyareti | Leave a comment

Vehhabi el-Elbani: “Sahiheynin ancak sahih hadislerden oluştuğunu söylemek cehalet ve taassuptur”…!

resimde gördüğünüz vehhabi şeyhlerinden el-Elbani’nin telif ettiği “Silsiletu ahadis es-Sahiha” adlı kitabının 1-ci cildinin 93-cü sayfasıdır. işaretlenmiş yerde el Elbani aynen şunları söylüyor:

فأقول : هذا الشذوذ في هذا الحديث
مثال من عشرات الأمثلة التي تدل على جهل بعض الناشئين الذي يتعصبون لـ ” صحيح
البخاري ” ، و كذا لـ ” صحيح مسلم ” تعصبا أعمى ، و يقطعون بأن كل ما فيهما
صحيح
diyorum ki, bu hadisteki şazzlar onlarca örneklerden sadece birisidir. öyle ki, bu örnekler “Sahihi Buhari” ve “Sahihi Müslim” hakkında taassup sahihi olan ve her ikisinin sadece sahih hadislerden oluştuğunu söyleyenlerin cehaletine dalalet ediyor.

el-Elbani, “Silsiletu ahadis es-Sahiha”, 1/93

vehhabi el-Elbaninin sözleri gayet açık, imam Buhari ile imam Müslimin telif ettikleri “es-Sahih” adlı 2 kitabın sadece sahih hadislerden oluştuğunu söyleyenlerin cahil olduğunu söyleyerek ehli sünnete karşi kendi kinini kusuyor.

Categories: Vehhabi Fitnesi | Leave a comment

Create a free website or blog at WordPress.com.