Kabir ziyareti ve ölüye ağlama..!

Vehhabilerin üzerinde sıkca durdukları ve çok önemli gördükleri meselelerden biriside kabirlerin ziyaretidir. bu sapık taife kabirlerin ziyaret edilmesinin yasak ölüye ağlamanın ise bidat olduğunu idda ediyorlar. ne kadar da garip! kendileri Şirk ve Bidatin içinde oldukları halde başkalarını şirk ve bidat ile itham ediyorlar. Allah bunları kahr etsin. biz bu yazımızda inşaAllah sahih kaynaklara binaen kabir ziyareti ve ölüye ağlamanın caiz olmasını ortaya koyacağız. işimizde Allaha tevekkül ediyor ve yanlızca Ondan yardım diliyoruz.

şimdi sahih kaynaklardan kabirleri ziyaret etmenin caiz olmasına ilişkin delilleri ortaya koyalım:

باب ما يقال عند دخول القبور والدعاء لأهلها

حدثنا أبو بكر بن أبي شيبة وزهير بن حرب قالا حدثنا محمد بن عبد الله الأسدي عن سفيان عن علقمة بن مرثد عن سليمان بن بريدة عن أبيه قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يعلمهم إذا خرجوا إلى المقابر فكان قائلهم يقول في رواية أبي بكر السلام على أهل الديار وفي رواية زهير السلام عليكم أهل الديار من المؤمنين والمسلمين وإنا إن شاء الله للاحقون أسأل الله لنا ولكم العافية

Kabristana Giderken Okunacak Şeyler ve Orada Yatanlara Dua Babı

Süleyman b. Büreyde babasından naklen rivayet etti. Babası şöyle demiş. Resulullah s.a.a kabristana çıktığımız vakit ne söyliyeceğimizi bize öğretirdi. İçimizden birimiz (Ebû Bekir’in rivayetinde): Bu diyardakilere selâm. (Züheyr’in rivayetinde ise): «Selâm size ey bu diyarın mü’min ve müslim olan halkı! Bizler de inşaallah (size) katılacağız. Allah’dan bize ve size afiyet dilerim.» derdi.

Müslim, “es Sahih”, Cenazeler kitabı, bab 34, hadis 104

Müslim aynı babda müminlerin annesi Aişe’den 2 rivayet daha aktarmıştır. fakat biz bununla yetniyoruz. şimdi de ölüye ağlamanın caiz olmasına ilişkin delillere geçiyoruz:

حدثنا الحسن بن عبد العزيز حدثنا يحيى بن حسان حدثنا قريش هو ابن حيان عن ثابت عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال دخلنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم على أبي سيف القين وكان ظئرا لإبراهيم عليه السلام فأخذ رسول الله صلى الله عليه وسلم إبراهيم فقبله وشمه ثم دخلنا عليه بعد ذلك وإبراهيم يجود بنفسه فجعلت عينا رسول الله صلى الله عليه وسلم تذرفان فقال له عبد الرحمن بن عوف رضي الله عنه وأنت يا رسول الله فقال يا ابن عوف إنها رحمة ثم أتبعها بأخرى فقال صلى الله عليه وسلم إن العين تدمع والقلب يحزن ولا نقول إلا ما يرضى ربنا وإنا بفراقك يا إبراهيم لمحزونون رواه موسى عن سليمان بن المغيرة عن ثابت عن أنس رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم

Sâbit el-Bunânî’ tahdîs etti ki, Enes ibn Mâlik şöyle demiştir: Rasûlullah ile demirci bir san’atkâr olan Ebû Seyf in yanına girdik. Ebû Seyf, (Peygamber’in çocuğu) İbrahim’in süt babası idi. Rasûlullah, İbrahim’i aldı, onu öptü ve kokladi. Bundan sonra bir kerre daha Ebû Seyf in evine gittik. Bu defa İbrâhîm can veriyordu. Rasûlullah’ın iki gözü yaş dökmeye başladı. Bunun üzerine Abdurrahmân ibn Avf: “Yâ Rasûlallah! Halk musibet zamanında sabr etmeyebilir; fakat sen de mi?” diye taaccüb ifâde etti. Rasûlullah: “Ey Avf oğlu! Bu halet, bir rahmet ve şefekattir” buyurdu. Sonra bu göz yaşını diğer bir gözyaşı ta’kîb etti. Bu defa da Rasûlullah (S): “Şübhesiz göz ağlar, kalb de mahzun olur. Biz ise, Rabb’imizin razı olacağı sözden başka söz söylemeyiz. Yâ İbrahim! Bizler senin ayrılığınla pek mahzun ve kederliyiz” buyurdu

Buhari, “es Sahih”, Cenzeler kitabı, bab 43, hadis 62

حدثنا أبو كامل الجحدري حدثنا حماد يعني ابن زيد عن عاصم الأحول عن أبي عثمان النهدي عن أسامة بن زيد قال كنا عند النبي صلى الله عليه وسلم فأرسلت إليه إحدى بناته تدعوه وتخبره أن صبيا لها أو ابنا لها في الموت فقال للرسول ارجع إليها فأخبرها ” – ص 636 -” أن لله ما أخذ وله ما أعطى وكل شيء عنده بأجل مسمى فمرها فلتصبر ولتحتسب فعاد الرسول فقال إنها قد أقسمت لتأتينها قال فقام النبي صلى الله عليه وسلم وقام معه سعد بن عبادة ومعاذ بن جبل وانطلقت معهم فرفع إليه الصبي ونفسه تقعقع كأنها في شنة ففاضت عيناه فقال له سعد ما هذا يا رسول الله قال هذه رحمة جعلها الله في قلوب عباده وإنما يرحم الله من عباده الرحماء وحدثنا محمد بن عبد الله بن نمير حدثنا ابن فضيل ح وحدثنا أبو بكر بن أبي شيبة حدثنا أبو معاوية جميعا عن عاصم الأحول بهذا الإسناد غير أن حديث حماد أتم وأطول

Usâme şöyle demiş: Peygamber’in s.a.a yanında idik. Bir ara kerimelerinden birisi haber göndererek Resulüllah’ı s.a.a çağırdı. Ve kendisinin bir çocuğu yahut bir oğlu vefat etmek üzere olduğunu ona haber verdi. Bunun üzerine Peygamber s.a.a gönderilen zâta: «Dön de ona haber ver ki; Allah’ın aldığı da, verdiği de kendinindir. Onun nezdinde her şey muayyen bir müddetledir. Ona söyle de: Sabretsin ve sevap umsun!» buyurdular.

Müteakiben elçi peygamberin s.a.a kızının yanma gitti ve dönüp tekra geldi de: «O yemin etti! Mutlaka yanına gelmeliynıişsin.» dedi. Bunun üzerine Peygamber s.a.a kalktı, onunla beraber Sa’d b. Ubâbe ile Muâzu’bnü Cebel de kalktılar. Ben de yanlarına takıldım. Çocuğu Peygambere s.a.a arzettiler; can çekişiyordu. Sanki canı eski bir tulum içindeydi. (Bunu görünce) Rasulullahın s.a.a gözlerinden yaşlar boşandı. Saki kendisine: «Bu ne yâ Resûlüllah!» dedi. Resûlüllah s.a.a «Bu, bir rahmettir. Allah onu kullarının kalplerine tevdi buyurmuştur. Allah ancak merhametli olan kullarına rahmet eyler.» buyurdu.

Müslim, “es Sahih”, Cenaze kitabı, bab 6, hadis 11

görüldüğü gibi, Rasulullah s.a.a ölülere ağlamayı yasaklamış değil aksine kendisi de hem oğlu İbrahim ve kızının oğlu için ağlamıştır.

Categories: Kabir ziyareti | Leave a comment

Post navigation

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Blog at WordPress.com.

%d bloggers like this: