NECDİLERİN ŞEFAAT TEREDDÜTLERİ….!

Acaba Bütün Vehhabilerin Şefaat konusundaki görüşleri aynimi?

Değerli kardeşlerimiz,Bu yazimizda Necd ulemasindan olan vehhabi alimlerinin şefaat konusundaki görüşlerini,tereddütlerini,aralarindaki fikir ayriliklarini,ittihamlarini sizlerle paylaşacağiz.Necd alimlerinden Şefaata bazen Şirk, bazen Büyük Şirk,Küçük Şirk,bazen de şirk bile demeiklerini Bidat ve Şirke götüren vesile dediklerini kendi kaynaklariyla sizlere ulaştiracağiz.Bu alimlerin kendi aralarinda baş veren fikir çatişmalarini ve şefaat ya Rasulallah(s.a.s) diyen müslümanlari ittifakla müşrik sayan vehhabi zihniyyetinin bu konuda ittifak edemediklerini göstereceğiz.

İbn Useyminin bu hakda görüşü. ” Şerhu Menzumetil Kavaid vel Usul” adlı derslerinin birinde ondan soruldu:
أيضا حفظكم الله، اختلف بعض طلاب العلم في مسألة: من جاء عند قبر، وقال: يا فلان لصاحب القبر ادع الله لي، فقال بعضهم: هو شرك أكبر، وقال آخرون: بل هو شرك أصغر، فما هو الجواب سددكم الله ؟

“Allah sizi korusun. Bazi ilim talebeleri bir meselede ihtilaf etdilər: “Bir kimse kabrin yanına gelerek kabirde yatana “Ey kimse! benim için Allaha dua et!” diyor”.
ilim talebelerinden bazisi “bu büyük şirkdir” dediler.
Diğerleri ise “aksine bu küçük şirkdir” dediler.
Allah sizi doğruya yöneltsin – cevap nədir?

İbn Useymin suala şöyle cevap verdi:
الظاهر لي أن هذا من باب الشرك الأصغر؛ لأنه لم يطلب من هذا الميت أن يحصل مقصوده، أو أن يدفع مكروهه، وإنما سأله أن يسأل الله -عز وجل- ومعلوم أن الميت لا يمكن أن يسأل الله -عز وجل- لأن النبي -صلى الله عليه وسلم- قال: إذا مات الإنسان انقطع عمله إلا من ثلاث: صدقة جارية، أو علم ينتفع به، أو ولد صالح يدعو له .
وإن من السفه أن يتصور الإنسان أن الميت يمكنه الدعاء لمن طلبه منه الميت، لا يملك الدعاء، ولا يملك أن يكشف الضر، أما من دعا الميت بنفسه قال: يا فلان اكشف ما بي من ضر، وأعطني كذا وكذا، فهذا شرك أكبر لا شك فيه

“Bence doğru olan bu amelin KÜÇÜK ŞİRK cinsinden olduğudur. Çünki o, bahsedilen ölüden istediğini ortaya koymasını veya rahatsiz olduğu şeyleri ondan uzaklaşdırmasını istememişdir. Sadece, ölüden Allahdan – azze ve celle – istemesini taleb etmişdir.
Malumdur ki, ölü Allahdan – azze ve celle – hiçbirşey isteyemez. Çünki, Nebi – sallallahu aleyhi ve sellem – buyurmuşdur:
“İnsan öldüyü zaman üç şey hariç amelleri kesilir: kalıcı sadaka, faydalanılan ilim, onun için dua eden salih evlat.”
İnsanın “ölü ondan talep eden için dua ede bilir” şeklindeki bir tasavvurda olması ahmaklikdir.
Ölü dua edeməz, zarari aradan kaldiramaz.
Ama, kim ölünün kendisine seslenip “Ey kimse benim falan zararimi aradan kaldır, bana falan falan şeyi ver” deyerse, bu büyük şirkdir, bunda şüphe yokdur.”
kaynak: Şerhu Menzumetil kavaid vel Usul: 166

İbn Useyminin sözleri üzerine bazi mülahazalarin faydalı olacağını düşünüyorum.

1. Bu soruya cevapda her ne kadar bu amelin (ölüden dua istemek) küçük şirk olduğunu söylesede “Şerhu Keşfiş Şubuhat” adlı eserine yazarin fikrini müdafaa olarak ölüden şefaat istemenin niye “büyük şirk” olduğunu uzun uzadı “delilleriyleə” açiklamaktair…
Bu iki zidd görüşü uzlaşdırmak biraz müşküldür. Çünki ölüden dua istemek elə şəfaat istemekdir ve bunlar anlamca ayni şeylerdir. Belkide daha ince bir tahkikle bir açıklama getirmek mümkün ola bilir.. Ama mevzumuzun esas maksadi bu olmadığı için bu noktaya yalnizca dikkat çekmekle yetineceğiz.

2. Ölünün Allahdan birşey isteyemeyeceğini iddia ediyor. Öncelikle böyle bir iddia kesin delil istiyor. Onun delil olarak gösterdiyi hadisden ise ölülerin hiç bir amel ede bilmeyeceği deyil, amellere göre mükafatlandırılmayacağı neticəsi çıkar. Mükafat mevzusu böyle bir açiklamaya muhtacdir…
Bu fikre tam mühalif olan çoksayli hadisler de onun istidlalının doğru olmadığına açık delildir. Bir çok İslam alimi, ayni zamanda İbn El Kayyim bu hadisleri farkli kitablarda delil olarak istifade etmişler ve bunu hiçde İbn Useyminin dediyi gibi ahmaklik saymamişlar. Meselenin tafsilatli analizi başka bir mevzunun açılmasına muhtacdir. Burada sadece bahsedilen noktaya dikkat çekmek istedim.

Netice itibariyla İbn Useymin bu yazısında ölüden dua/şəfaət istemeyi dinden çıkaran şirk saymamaktadir!

İbn Bazın bu hakda görüşü. Okuyucularimiza Şefaat mevzusuna belli olan bir kissa vardı. Malik Ed Dar kissasi… Bu kissani İbn Hacer “Fethul Bari” adlı eserinde zikr etmiş senedini sahih kabul etmişdir.
Önce size kissani, sonra İbn Hacerin sözlerini sonra ise İbn Bazın bu sözlere tepkisini zikredeceğim:

İbnu Ebi Şeybe (159-235 h/776-849 m) hadisleri topladığı “El Musannaf” isimli kitabında diyor ki:
حدثنا أبو مُعاويةَ عن الأَعْمَش عن أبي صالحٍ عن مالكِ الدار , قال : وكان خازِنَ عمرَ على الطَّعام , قال : أصابَ الناسَ قَحْطٌ في زَمَن عمرَ , فجاءَ رجلٌ إلى قبْر النبي صلى الله عليه وسلم , فقال : يا رسولَ الله , اِستسقِ لأمتِك فإنهم قد هلَكوا , فأُتيَ الرجلُ في المَنام فقيل له : اِئْتِ عمرَ فأقْرَئْه السلامَ , وأخبِرْه أنكم مَسقِيُّون وقلْ له : عليك الكَيْسَ , عليك الكَيْسَ , فأتى عمرَ فأخبرَه فبكَى عمرُ , ثم قال : يا ربّ لا آلُو إلا ما عجَزتُ عنه

“32665 : Ebu Muaviye – Ameş – Ebu Salih – Malik ed Dardan – ki bu adam Ömerin erzak hazinadari idi – şöyle dediyini tahdis etdi:
Ömer zamanında insanlara kuraklik yüz verdi. Bir adam Nebinin – sallallahu aleyhi ve sellem – kabrine gelib dedi: Ey Allahın Resulu! Ümmetin için yağmur iste, çünki onlar helak olmak üzredirler.
O adama uykuda böyle deyildi: Ömere git, selam de ve ona yağmura kavuşacaklarini haber ver. Ayni zamana ona de ki: Müdrik ol! Müdrik ol!
Adam gedib Ömere bunu haber verdi ve Ömer ağladı. Sonra ise, “Ya Rabbim ben elimden geleni yapiyorum” dedi.”
Kaynak: İbnu Ebi Şeybe: El Musannaf: 17/63-65
Cidde: 1427/2006

İbn Hacer El Askalani “Fethul Bari” adlı eserinde (2/494) şöyle diyor:
“İbnu Ebi Şeybe sahih isnadla rivayət etmişdir… (kissani zikr ediyor) … Seyf (bin Ömer et Temimi/v. 200 h/815 m) “El Futuh” (El Futuh El Kebir) adlı eserinde bahsedilen uykunu görenin sahabiden Bilal bin El Haris olduğunu rivayet etmişdir.”

Böylelikle İbn Hacer bu kissadaki “şirki”(vehhabi akidesine göre) kabul etmekle kalmamiş, bu amel sahibi olan “müşrikin” sahabiden biri olması ihtimalina da sessiz qalmışdır…

İndi isə İbn Bazın sözlerine bakalim:

هذا الأثر على فرض صحته كما قال الشارح ليس بحجة على جواز الاستسقاء بالنبي صلى الله عليه وسلم بعد وفاته لأن السائل مجهول ولأن عمل الصحابة رضي الله عنهم على خلافه وهم أعلم الناس بالشرع ولم يأت أحد منهم إلى قبره يسأله السقيا ولا غيرها بل عدل عمر عنه لما وقع الجدب إلى الاستسقاء بالعباس ولم يُنكر ذلك عليه أحد من الصحابة فعُلم أن ذلك هو الحق وأن ما فعله هذا الرجل منكر ووسيلة إلى الشرك بل قد جعله بعض أهل العلم من أنواع الشرك

“Bu eserin/rivayetin şarihin (İbn Hacerin) dediyi gibi sahih olduğu farz edilse bile Peyğamberin – sallallahu aleyhi va sellem – vəfatından sonra ondan “yağmur istemesini” dileeənin caizliyinə hüccet deyil.
Çünki (kabirden) isteyen mechuldur ve sahabiden- radiyallahu anhum – ameli bunun aksinedir. Onlar Şeriati insanlar içinde en iyi bilenler idiler ve onlardan hiç biri Onun kabrine gelerek ondan yağmur veya başka bir şey istememişler. Aksine Ömer kuraklik olduğu zaman Abbas vasitasiyla yağmur duasına yönelmişdir.
Sahabilerden hiç biri onun haraketine itiraz etmemişdir.
Böylece hakk/doğru olanın bu olduğu ve(mechul) şahsin etdiyinin münker ve ŞİRKE VESİLEolduğu belli olmuşdur.
Hatta ilim ehlinden bazilari bunu şirkin türlerinden saymışlar.”
Kaynak: İbn Bazi: Fethul Bari bi Şerhi Sahihil Bujari: 2/495
Beyrut: Darul Maarife: Selefiyye Çapı

İbn Bazın bu sözleri üzerine bazi mülahazalar:

1. İbn Useyminde olduğu gibi, İbn Bazda başka bir çok risalesinde ölüden şəfaat istemenin şirk olduğunu söyleyir. Şəfaat istemekle yağmur duası istemək arasında mahiyetce bir fark olmadığı gün gibi açikdir… Bu zidd görüşlerin uzlaşdırılması ciddi bir müşkildir…

2. Dikkatli okuyucunun aklına böyle bir soru gele bilir: “niçib İbn Baz başka kitablarında bunun icmayla şirk olduğunu dediyi halda, burada “şirke vesiləeir”, “bazi alimler bunu şirkin türlerinden saymışlar” gibi ifadeler kullaniyor?” . Halbuki bunun şirk olduğuna inanmak necd okulunun ana temeli olarak biliniyor…
Yüce Allah daha güzek biliyor. Bence burada “icmayla şirkdir” iddiası okuyucu ve dinleycilerin aklinda ciddi bir soru meydana gətire bileceği için böyle “yumşak geçid”den istifade edilmişdir.
Çünki “zombi” olmayan bir okuyucunun aklına aşağıdakı sorunun gelmesi kaçinilmazdir: “İcmayla şirk olan bir şey sahih isnadla rivayet edilmiş, İbn Hacer bunu takrir etmiş, bu “şirk” sahibinin səhabi olduğunu başkasından nakletmiş…Bu nasil ola bilir?”….

Ana meselemize dönersek, netice itibariyla İbn Baz bu yazısında ölüden dua istemeyi şirk deyil, şirke vesile sayıyor ve bu hakda kendi mekteblerinde ihtilaf olduğunu kabul ediyor!

Abdul Aziz Er Racihinin bu hakda görüşü. Racihiye şöyle bir soru soruluyor:

“Bir insan Nebinin – sallallahu aleyhi ve sellem – kabrine gelir, orada ağlar : Ey Allahın Elçisi, beni bağışlaması için Allaha dua et! Bize yardim etmesi için Allaha dua et! derse
Bu büyük şirkmidir yoksa küçük şirkmi? İşlere tesir edenin ancak Allah olduğuna inandığı da bellidir.”

Racihinin cevabı:

“Bu meselelerde ihtilaf var! Ölüyle bağlı soruda.. Ölüden onun üçün Allahdan bir şey istemesini dilediyi zaman… şöyle der: Ey Kimse! Benim için Allahdan iste! Bunun şirk olduğu ve olmadığı görüşü dile getirilmişdir… doğru olan (BÜYÜK) ŞİRK olduğudur… (sonra ise neden şikr olduğunu “izah” ediyor).”

Kaynak: Şerhu Usulis Sunne: On ikinci ders: 72:20 – den itibaren dinleyin
http://ar.islamway.com/lesson/27062 surdan dinliye bilirsiniz

Gördüğünüz gibi Racihi ölüden dua istemenin büyük şirk olduğunu kabul etmekle beraber bu mevzuda aralarında ihtilafinda olduğunu kabul ediyor…
Abdul Aziz bin Marzuk Et Tarifinin bu hakda görüşü. Bu görüş çok gariptir. Okuyub şaşirmamak mümkün değil! Tarifi ölüye”benim için dua et!” demeyi şirk saymasada, birisine “benim şəfaətçim ol!” demeyi şirk sayıyor. Halbuki şefaat dua isteyinden başka bir şey deyildir. Bu anlam yalnizca necdilerin kitablarında çoksaylı yerlerde mevcuddur…
Tarifi, Muhammed bin Abdil Vehhabın “Mufidul Mustefid fi Kufri Terikit Tevhid” adlı kitabını şerh ederken diyor:

وأما دعاء الأموات أن يدعوا للإنسان فهل هذا من الشرك أم لا ؟
هذا ليس من الشرك ، بل هو من البدع المحدثات … أن يأتي عند قبر فيقول : يا فلان ، ادعوا لي . فهذا ليس من الشرك ، بل هو من البدع ، وفرق بينه وبين أن يأتي الإنسان إلى القبر ويقول : يا فلان ، اغفر لي … أو كن لي شفيعا عند الله . ونحو ذلك ، هذا من الشرك

“İnsana dua etsinler diye ölülere seslenmek meselesine gelince… bu şirkmidir yoksa değilmidir?
Bu şirk değildir! Sonradan ortaya çıkarılmış BİDATLARDANDİR.
Mesela: biri kabre gelir ve diyor: !Ey Kimse! Benim için dua edin!”. Bu şirk deyil, BİDATDİR.
Bu görüşle insanın kabre gelib “Ey Kimse! Beni bağışla!” ve ya “Allah katinda bana şefaatçi ol!” ve benzeri şeyler demesi arasında fark var. Bu (ikincisi) şirkdir… (daha sonra dua istəmenin niye şirk olmadığı hakda çok çelişkili bir açıklama yapiyor).”
Kaynak: Abdul Aziz Et Tarifi: Şerhu Mufidil Mustefid: 41

Suleyman bin Nasir El Ulvanın bu hakda görüşü. Bu görüşde öncekine nispetde daha garib bir nokta var… Makriziyə aid “Tecridut Tevhid” adlı kitabı şerh ederken diyor ki:

إذا قال : أنا لا أسأل الرسول الله ولكن أريد أن يقرِّبني إلى الرب وأن يشفع لي عند الرب ، فلا أقول : يا رسول الله اشفع لي ، ولكن أقول : يا رسول الله اشفع لي عند ربك ، ويا رسول الله سَلْ الله لي المغفرة ، أو سَلْ الله لي الشفاء .
فبعض أهل العلم قال : هذا ليس بالشرك الأكبر بل هو من البدع العظيمة ، ولكن لا يصل إلى حد الشرك الأكبر ، لأنه لم يسأل الميت ولكن اعتقد أن هذا الميت حيٌّ في قبره ، فأراد منه أن يسأل الله ولم يسأله .
وهذا رأي لشيخ الإسلام ابن تيمية رحمه الله تعالى ذكره في المجلد الأول من الفتاوى .
القول الثاني : إنه شركٌ أكبر فإنه لا فرق بين كون المرء يسأل الميت ويطلب الحاجة منه أو يطلب منه أن يقضي حاجته عند ربه ، قال تعالى : إِنْ تَدْعُوهُمْ لا يَسْمَعُوا دُعَاءكُمْ وَلوْ سَمِعُوا مَا اسْتَجَابُوا لكُمْ وَيَوْمَ القِيَامَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ وقوله : وَلاَ تَدْعُ مِن دُونِ اللَّهِ مَا لاَ يَنفَعُكَ وَلاَ يَضُرُّكَ هل ينفع ؟ لا يستطيع النفع . هل يضر؟ لا يستطيع أن يملك ضرك: فَإِنْ فَعَلْتَ فَإِنَّكَ إِذًا مِنَ الظَّالِمِينَ أي المشركين .
وظاهر هذه الآية وما قبلها تفيد أن سؤال الأموات شركٌ أكبر , ولو قال : أنا ما أطلب منه ، ولكن أطلب منه أن يشفع لي عند ربه ، أو يسأل الله لي قضاء الحاجات وتفريج الملمات ، ولو قلنا بأنه ليس بشرك أكبر ، فهو من البدع العظيمة ومن الشرك الذي لا ينزل عن الشرك الأصغر . ويجب إنكاره والتغليظ فيه وإعلام الناس بما أوجب الله عليهم وتحذيرهم عما نهاهم الله عنه فلا ينبغي الجهل بذلك

“İsteyen şahis “Ben Resulullahdan – sallallahu aleyhi ve sellem – istyorum, Ama beni Allaha yaklaşdirmasini ve Rabb katinda benim için şefaat etmesini istiyorum. Ben demiyorum ki “Ya Rasulallah bana şəfaat et!”, Ama şöyle diyorum ” Ya Rasulallah! Rabbin katinda bana şəfaat et” (?!) ve “Ya Rasulallah! Allahdan benim için bağışlanma dile” ve ya ” Ya Rasulallah! Allahdan benim için şəfaat dile”…” derse…

(Birinci görüş) İlim ehlinden baziləri böyle demişlər: “bu büyük şirk deyildir, Ama BÜYÜK BİDATLARDANDİR, Ama büyük şirk derecesine varmıyor. Çünki, o ölünün (kendisinden) istememişdir, Ama ölünün kabrinde (belli anlamda) diri olduğuna inanmış ve böylece ölünün Allahdan dilemesini istemişdir, ölüden dilememişdir”.
Bu, Şeyhul İslam İbn Teymiyyənin – Yüce Allah ona rəhmet etsin – reyidir. Bunu fetvalar toplusunun birinci cildinde zikretmişdir.

İkinci görüş: Bu büyük şirkdir. Çünki, insanın “ölünün (kendisinden) istemesi ve ihtiyacini ölünün (kendisinden) dilemesiyle”, “ölüden Allah katinda onun ihtiyacini (dua ederek) uzaklaştirmasini istemesi” arasında fark yokdur.
Yüce Allah buyuruyor:
“Onlara seslenseniz çağrınızı duymazlar! Eğer duysalar bile size cevab veremezler! Kiyamet gününüde sizin şirkinizi redd ederler…” (Fatir: 35/14)
“Allah’ı bırakıp da sana fayda veya zarar vermeyecek şeylere tapma!..” (Yunus: 10/106)
(ölü) fayda veriyormu? Fayda vermeye gücü yetiyormu? zarar veriyormu? Sana zarar verməyə gücü yetiyormu?
“… Eğer böyle edersen o zaman şüphesiz ki, zalimlerden olursun.” (Yunus: 10/106)
Yani: müşriklerden olursun.

Bu və önceki ayənin zahiri, ölülerden birşey istemenin büyük şirk olduğunu gösteriyor. Her ne kadar insan”ben (ondan) ölüden birşey istemiyorum Ama Rabbi katinda benim için şəfaat dilemesini, ve ya Allahdan ihtiyaclarimi uzaklaştirmasini ve belalardan kurtarmasini dilemesini istiyorum” söylese de bu böyledir.

Bunun büyük şirk olmadığını desek bile, büyük bidatlardan ve küçük şirkden aşağı derecede olmayan bir şirkdendir. Redd edilmesi, bu mevzuda ağır konuşulmasi ve insanlara Allahın onlara vacib kıldığı şeylerin açiklanip, Allahın yasak etdiklerinden çekindirmeleri gereklidir ve bu mevzuda cahil kalmak olmaz!”
Kaynak: Suleyman El Ulvan: Şerhu Tecridit Tevhid: Birinci ders: 29:13 – den itibaren

Suleyman El Ulvanın sözleri üzerine bazi mülahazlar:

1. Ulvan “Benim için şəfaat et!” sözünü şirk saydığı halde, “Benim için Rabbin katinda şəfaət et!” sözünün hükmünde iki görüş olduğunu diyor. Bu ikisi arasında fark nedir? Bu çok garip bir sözdür! Ya Ulvan şəfaatin anlamını bilmiyor, ya da bu mekaniki yanlişliktir. Ola bilsin ki, işfaa değil işfi (şefa ver) sözünü kasd etmişdir. Ancak bu ihtimali da kabul etmek bir kadar zordur. Çünki tercüme elediyimiz yerden hemen öncede Ulvan “Benim için şəfaat et!” sözünün icmayla şirk olduğunu diyor…

2. Ulvan, İbn Teymiyyenin “Benim için Rabbin katinda şəfaat et!” demeği şirk saymadığını itiraf ediyor. İbn Teymiyyenin bu mevzudaki sözleri çok karişik olsada okuduklarimdan bana da zahir olan görüş bu yöndedir. ihtiyac olursa İbn Teymiyyenin bu mevzudaki görüşü ayrı bir mevzuda tahkik edile bilir. Çünki, bu tür şeyler, dinde şahislari ve isimleri denge kilan taassubçulara tesir eden vasitalardan biridir. Rabbim bize adaletli ve rızasına uygun dengeler elde etmeyi nasib etsin.

Yasir Burhaminin bu haka görüşü. Burhami şefaat istəmeyi şirk saymıyor, hatta böyle düşünenleri açık hatayla ittiham ediyo. O, Muhammed bin Abdil Vehhabın (!) “Et Tevhid” kitabı üzerine yazdığı kayitlarda tevessülün türlerinden konuşurken diyor ki:

الثانية : أن يقول للميت والغائب : ادع الله لي , أو اسأل الله لي , أو اشفع لي في كذا فهذا , لا خلاف بين السلف أنه غير جائز وأنه من البدع التي لم يقل بها أحد من علماء الأمة, وهو من ذرائع الشرك , فهو من الشرك الأصغر .
والفرق بينه وبين الذي قبله واضح , إذ الأول : دعاء غير الله , والثاني : مخاطبة الميت بما لم يرد في الكتاب والسنة .
ولكنه لم يدعه , ولم يسأله قضاء الحاجات , وتفريج الكربات , فلم يصرف له العبادة , ولكنه ذريعة للغلو , وبدعة ضلالة كما ذكرنا

“İkinci növ (tevessül): Bir kimsenin ölüye ve uzakda olan kimseye: “Benim için Allaha dua et”, “Benim için Allahdan iste”, “bazi meselelerde benim için şəfaat et” demesi.
Bunun caiz olmadığına, ümmetin alimlerinin hiç birinin etmediyi bidatlardan olduğu mevzusunda ihtilaf yokdur.
Bu ŞİRKE GÖTÜREN VASİTADİR VE KÜÇÜK ŞİRKDİR.
Bununla bir önceki kisim (ölüden şofa, yardim istemek) arasındakı fark açıkdır. Çünki, birincisi Allahdan başkasına dua etmekdir. İkincisi isə, ölüye Kuran ve Sünnetde olmayan şekildə müracaat etməkdir. Ama bunu eden ölüye (kendisine) dua etmiyor, ihtiyaclarinin karşilanmasi, sıkıntılarının aradan kaldırılmasını istemiyor ve ona ibadet etmiyor.
Ancak bu amel dediğimiz gibi, haddi aşmağa götüren vasita ve zelalet olan BİDATTİR.”

Kaynak: Yasir Burhami: Fadlul Ğaniyyil Hamid: 81
Darul Akida: 2001

Yasir Burhami Ebedul hilaf” adlı leksiyasinda diyor:

هناك نوع آخر من مسائل العقيدة من جهة أنه شرك أصغر مجمع على بدعيته بين السلف وهو أن يقول للميت: ادع الله لي … اشفع لي عند الله، فهو لم يقل له: ارحمني واغفر لي وأعطني وارزقني، ولكن قال له: ادع الله أن يرزقني.. ادع الله أن يسقيني … اشفع لي عند الله أن يشفي ابني ونحو ذلك…

فهذا متفق على منعه بين السلف، ولكنه من باب الشرك الأصغر الذي هو من الذرائع إلى الشرك الأكبر، وقد قال بعض المشايخ: هذا النوع شرك أكبر، وهذا خطأ بين من قائله، وخلاف ما بينه أهل العلم كشيخ الإسلام ابن تيمية رحمه الله وغيره، فالشرك هو: صرف العبادة لغير الله، وهذا لم يدع غير الله، وإنما طلب من الميت أن يدعو له , وهناك فرق بين أن يدعو الميت ويطلب منه قضاء الحاجة، وبين أن يطلب منه أن يدعو له عند الله .

وفي هذا الأمر خلل كبير جداً عند كثير من السلفيين، فهم يتصورون أن دعاء غير الله يساوي طلب الدعاء من غير الله، فيقولون: هذه شفاعة، والمشركون كانوا يقولون : هَؤُلاءِ شُفَعَاؤُنَا عِنْدَ اللَّهِ ، فيرون أن كل من يقول: اشفع لي يا رسول الله.. اشفع لي يا سيدي فلان، أنه أشرك بالله، وأنه مثل المشركين .

فنقول: هذا المسلم ما عبد غير الله، وما دعاه وما سجد له وما ركع له وما ذبح له ونحو ذلك، وإنما خاطبه بما لم يرد، كأن يقول له: أيعجبك حالنا يا رسول الله؟ أترى ما نحن فيه يا رسول الله؟ استسق لأمتك أو ادع الله أن يفرج هذا الكرب، وهذا خطاب بما لا يجوز، مثل قول بعض الشعراء: يا رسول الله ما يرضيك عنا ؟ أو نحو ذلك، ومثل أن يقول: يا رسول الله! أخبرنا عن هذا الحديث أصحيح هو أم ضعيف؟ أقلته أم لم تقله؟ أنقول: هذا أشرك بالله من أجل أنه سأل النبي صلى الله عليه وسلم أن يخبره بذلك؟ لا، إنما نقول: إنه خاطبه بما لم يرد، ومعروف أن الرسول صلى الله عليه وسلم لن يرد عليه .
ونقول: هذا بدعة وضلالة، وهو خلاف غير سائغ عندنا، لكن لا يكون مشركاً شركاً أكبر بل هو ذريعة إلى الشرك؛ ولذلك قد يسمى شركاً أصغر؛ لأنه ذريعة إلى الشرك الأكبر، لكنه ليس بالشرك الأكبر الناقل عن الملة؛ لأن الشرك هو: صرف العبادة لغير الله، وهذا لم يعبد غير الله .

وقد ورد هذا النوع عن بعض الفقهاء المتأخرين، لكن لأجل إجماع السلف على منعه وعدم ورود دليل على جوازه، قلنا: إنه من ضمن الخلاف غير السائغ، وإن كنا لا نكفر قائله .

أما طلب قضاء الحاجات من غير الله فهذا كفر ناقل عن الملة، وإن كنا لا نكفر المعين حتى تقام عليه الحجة

“Tevessülün “akide meselelerinden” olan olan bir türü daha var. Bu küçük şirk olup, BİDAT olduğuna selef arasında icma olan türdür.
Bu tevessül şekli, insanın ölüye şöyle demesidir: “Allaha benim için dua et”, “Allah katında benim için şəfaat et”. Bu adam ölüye: “bana rahmet”, “beni bağışla”, “bana birşey ver”, “beni riziklandir” demiyor. Ama, “beni riziklandirmasi için Allaha dua et”, “bana su vermesi için Allaha dua et”, “oğluma şifa vermesi için Allah katında benim için şəfaat et” ve benzeri şeyler diyor.

Bu tqr tevessül, yasak olunduğuna selef arasında ittifak olan türlerdendir. Ama bu, büyük şirke vasita olan kiçik şirk babındandır.
Bazi şeyhler bunun büyük şirk olduğunu demişler. Ancak bu onların açık HATASİDİR! Ve Şeyhul İslam İbn Teymiyye – Allah ona rahmet etsin – ve digerleri gibi ilim ehlinin açıklamalarına aykiridir.
Çünki, şirk Allahdan başkasına ibadət etmekdir. Bu adam ise Allahdan başkasına dua etmeyib. Sadece ölüden onun için dua etmesini istemiştir.
Ölüyə dua edip ondan ihtiyaclarinin karşilanmasini istemekler, ölüden Allah katinda dua etmesini istemek arasinda fark var
Selefilerin büyük bir kismina göre bu meselede çok büyük hata vardir. Onlar, Allahdan başkasına dua etmeyin, ölüden Allaha dua etməsini istemekle ayni olduğunu zann ederek şöyle diyorlar: “Bu şəfaatdir ve müşrikler söylerdiler:
“Bunlar bizim Allah katında şəfaatçilerimizdir” (Yunus: 10/18).”
Selefilere göre, “Ey Allahın Elçisi benim için şəfaat et”, “Ey Efendim kimse benim için şəfaat et” diyen herkes Allaha şerik koşmuşdur ve müşriklerin tayıdır.

Biz ise diyoruz: Bu müslüman Allahdan başkasına ibadət etmemiş, dua etmemiş, ona secde etmemiş, ruku etmemiş, ona kurban kesmemiş ve benzeri şeyler etmemişdir. Sadece ölüye (Kuran ve Sünnetde) olmayan şekilde seslenmiştir.
Bu kimsenin ona şöyle demesine benziyor: “Ey Allahın Elçisi! Halimiz seviyormusun “Ey Allahın Elçisi! Hangı halde olduğumuzu görüyormusun?”, “Ümmetin için yağmur iste”, “bu sıkıntını ortadan kaldirmasi için Allaha dua et”.
Bu caiz olmayan bir hitap formasıdır. Bazi şairlerin bu ve benzeri sözleri gibi: ” Ey Allahın Elçisi! Seni bizden ne razı salir?”.
Yahud da bazilarinin böyle müracaat etmesi gibi: ” Ey Allahın Elçisi! Bu hadis hakkinda bize bilgi ver! Sahihdir yoksa zayif? Səe böyle şey dedinmi yoksa demedinmi?”.
Nebidən – sallallahu aleyhi ve sellem – hadis hakkinda bilgi isteyen kimsenin Allaha şerik koşduğunu diyormuyuz? Hayir!
Biz sadece diyoruz: Bu adam ölüye (Kuran ve Sünnetde) gelmemiş bir şekilde müracaat etmişdir. Malumdur ki, Rasul – sallallahu aleyhi ve sellem – ona katiyyen cevab veremez.

Biz diyoruz: Bu amel bidat ve zelaletdir. Bize göre bu yolverilmez bir ihtilafdir. Ama böyle eden büyük şirkle müşrik olmaz! Aksine bu (büyük) ŞİRKE VASİTADİR. Bu sebeble de “KÜÇÜK ŞİRK” olarak adlandırılmışdır. Çünki, bu amel büyük şirke aparan vasitadir. Ama, dinden çıkaran büyük şirk deyil! Çünki şirk, Allahdan başkasına ibadət etmekdir. Bu adam ise Allahdan başkasına ibadet etmemişdir.

Bu tür tevessül bazi sonrakı fakihlerden gelmişdir. Ama. Selef bunun yasam olduğu üzre icma etdiyi ve bunun caizliyine delil gelmediyi için biz diyoruz: Biz bunu diyeni tekfir etmesekte, bu yolverilmez ihtilaflardandir.

Ama – biz hüccet ikame olmadan (bunu eden) belli şahsi tekfir etmesekde – Allahdan başkasından ihtiyaclarin aradan kaldırılmasını istemek insanı dinden çıkaran küfrdür.”
Kaynak: Yasir Burhami: Ebedul hilaf dersi: 32:30 dan itibaren
http://audio.islamweb.net/audio/listenbox.php?audioid=176328 dinliyebilirsiniz

Yasir Burhamiyə www.salafvoice.com (selefin sesi) adlı sitede sorulan soru ve onun cevabı:
السؤال:
ما الفرق بين طلب الدعاء من الميت، وطلب الشفاعة من الميت؟ أليست حقيقة الشفاعة هي طلب الدعاء من الميت؟
وسبب الإشكال أن العلماء أطلقوا أن طلب الشفاعة من الأموات شرك أكبر، بينما ذكر شيخ الإسلام في الوسيلة أن طلب الدعاء من الميت من البدع، ولم يجعله شركًا.

الجواب:
الحمد لله، والصلاة والسلام على رسول الله، أما بعد؛
فالشرك هو صرف العبادة -ومنها الدعاء- لغير الله، أما طلب الدعاء من الأموات فليس صرفـًا للعبادة لهم، فكيف يسوي بينهما؟
وأين في الأدلة من الكتاب والسنة إطلاق أن طلب الشفاعة من الأموات شرك أكبر؟ إنما الأدلة أن عبادتهم على سبيل الشفاعة شرك، قال -تعالى-: (مَا نَعْبُدُهُمْ إِلا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى) (الزمر:3)
وهذا الذي قال: “ادع الله لي يا شيخ فلان” لم يدعهم، ولم يعبدهم، لكنه مبتدع كما ذكر شيخ الإسلام رحمه الله

“Soru: Ölüden dua istemekle, ölüden şəfaat istemek arasında fark nedir? Şəfaətin hakikati/mahiyyeti ölüden dua istemek deyilmi?
Problemin sebenbi şudur ki, alimler (necdileri kasd ediyor) “ölülerden şəfaat istemek büyük şirkdir” demişler. Şeyhul İslam İbn Teymiyye ise “El Vesile”de ölüdən dua istemeyi bidatlardan saymış, şirk saymamişdir.

Burhaminin cevabu: Elhamdullilah, Vesselatu vesselamu ala Rasulillah.
Şirk ibadəti – dua da ibadetdir – Allahdan başkasına etməkdir. Ölülerden dua etmelerini istemek ise onlara ibadet etmek deyil. Bu ikisi nasil bir ola bilir?
Kuran ve Sünnetde ölülerden şəfaat talep etmeyin büyük şirk olduğu nerde söyleniyor? Deliller sadece onu gösteriyor ki, onların şəfaat yoluyla olan ibadeti şirk idi. (Şəfaatini umdukları kimselere ibadet ediyorlardi)
Yüce Allah buyuruyor: “Biz onlara yalnız bizi Allaha yaklaşdirsinlar diye ibadet ediyoruz”. (Ez Zumer: 39/3)
“Ya falan şeyh! Benim için Allah dua et” diyen kimse onlara dua etmemişdir, ibadət etmemişdir.
Ama o, Şeyhul İslamın – Allah ona rəhmet etsin – da dediyi gibi bidatçidir.”
kaynak: http://www.salafvoice.com/article.php?a=673

Yasir Burhaminin sözləri üzərinə bəzi mülahizələr:

1. Burhami uzakda olana böyle bu şekil seslenmeyi şirk saymıyor. Halbuki selefilere göre kimsenin uzakda olan sesleri duyduğuna inanmak ona ilahi özellikler vermekdir…
2. Burhami bu ameli ittifakla bidat ve zelalet sayıyor. Halbuki, biz bu mevzuda dörd mezhepten olan fakihlerden bunu müstehab saydığını dakik olarak biliyoruz. Eğer Burhaminin dediyi gibi onları dikkate almasak bile, selefin ittifakla bu ameli zelalet saydığını isbatlamak lazımdır…
3. Burhami bu amele büyük şirk diyen şeyhleri, yani necd mektebinin akser şeyhlerini açık hatayla ittiham ediyor, onların akidesinin en temel meselelerinden birini redd ediyor.
4. Burhami, İbn Teymiyyenin ve ilim ehlinden digerlerinin de bu amele büyük şirk demediyini itiraf və takrir ediyor.
5. Burhami sonrakı fakihlerin (hicri 6-7 ci əsr) ölülerden şəfaat istemeye cevaz verdiklerini itiraf ediyor.
6. Burhami kendisi vehhabi olmasina rağmen vehhabilerin istidlalini hakli olarak reddediyor
7. Burhami büyük şirkde cehaleti kusur sayıyor ve hüccet ikamesinden önce belli bir şekilde tekfir etmiyor.
Abdullah bin Muhammed El Karninin konu hakkında görüşü. Selefi şeyhlerinden Sefer bin Abdir Rahman El Havalinin takdimat yazdığı “Davebitut Tekfir inde Ehlis Sunneti vel Camaa” adlı kitabında Karni şöyle deyir:

ثم إن طلب الدعاء من الأموات ذريعة إلى الشرك بهم بخلاف طلب الدعاء من الأحياء . . .
فتلخَّص من كل ما سبق : أن مجرد طلب الدعاء من الأموات بدعة لا دليل عليها , وهي في معنى التوسل بجاه النبي الذي هو بدعة لا دليل عليها

“… (Konunun ana esaslari hakkinda konuşultuktan sonra diyor) : Dirilerden dua etmelerini istemekten farkli olarak, ölülerden dua istemek ŞİRKE GÖTÜREN VASİTADİR… (sonra sözlerini tasdik için İbn Teymiyyeden not getirerek neticeni zikrediyor) :
Anlatdiklarimizdan kisa olarak çıkan netice: Mücerret şekilde ölülerden dua etmelerini istemek delili olmayan BİDATTİR. Bu, Nebinin – sallallahu aleyhi ve sellem – hürmetiyle tevessül etmekle ayni anlamdadir ki, bu tevessül de ayni zamanda delili olmayan BİDATTİR.”

Kaynak: Abdullah El Karni: Davebitut Tekfir: 109/Talil
Muessesetur Risale 1413/1992
http://www.mediafire.com/?zynzzk0rzm2 risaleyi burdan indire bilirsiniz

Abdullah Karninin sözleri üzerine bazi mülahazalar:

1. Karni, İbn Teymiyyenin “ölüden dua isteme” – ki bu öyle şəfaat istemenin kendisidir – prosesini şirk saymadığını itiraf ediyor.
2. Karni, uzakdan seslenmeyi şirk saysada, kabir başında dua istemeyi şirk deyil, şirke vasita olan bidat sayıyor.
3. Karni, mücerred olarak ölüden dua istemekle şəfaat etmeleri için vasita tutmak arasında fark görüyor… Halbuki bunlar ikisi anlam olarak aynidirlar… Ama sözlerin akişindan bu şəfaatden kast etdiyinin “Allahın geri çeviremediği” şəfaat olduğunu anlamak mümkündür. Hiç bir müsəlmanı bu itikatta olmadığı için bu şekil şəfaati ön plana çikararak: olmayan şeyler üzerine konuşmak ancak karişikliğa ve anlaşılmazlığa sebeb oluyor.
Bekr Ebu Zeydin konu hakkinda görüşü. O, “Tashihud Dua” adlı kitabında diyor:
النوع الثاني : سؤال حي لميت بأن يدعو الله له وفي هذا النوع فرعان :

سؤال حي لميت وهو غائب عن قبره بأن يدعو الله له , وهذا النوع لا يختلف المسلمون بأنه شرك أكبر ، وأنه من جنس شرك النصارى في مريم وابنها – عليهما السلام – بدعائهما وأنهما يعلمان ما يفعله العباد – حسب مزاعم النصارى .

سؤال حي لميت بحضرة قبره بأن يدعو الله له . مثل قول عُباد القبور مخاطبين لها : ” يا فلان ادع الله لي بكذا وكذا ” أو ” أسألك أن تدعو الله لي بكذا وكذا ” . فهذا لا يختلف المسلمون بأنه وساطة بدعية ، و وسيلة مفضية إلى الشرك بالله ودعاء الاموات من دون الله وصرف القلوب عن الله تعالى .
لكن هذا النوع ، يكون شركا أكبر في حال ما إذا أراد الداعي من صاحب القبر الشفاعة والوساطة الشركية على حد عمل المشركين : مَا نَعْبُدُهُمْ إِلا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى

“Birinci tür: … (Burada ölülere “Beni affet”, “Beni riziklandir” ve benzeri dualardan bahsederek bunu MUTLAK ŞİRK adlandırıyor).

İkinci tür: Diri birinin ölü birinden onun üçün Allaha dua etmesini istemesi. Bu türde iki seçenek vardır:

A ) Kabirden uzak olduğu halde, diri birinin ölü birinden Allahdan onun için dua etmesini istemesi.
Bu türün büyük şirk olmasında ve bunun nasranilerin Meryem ve oğluna – aleyhiməsselam – dua etmeleri ve – zannlarina göre- “kullarin etdiklerinden haberdar olduklarina” inanmaları suretiyle reallaşan şirkleri türünden olmasında müslümanlar ihtilaf etmiyorlar.
B ) Diri birinin ölü birinden, kabri yanında durub, ondan Allaha dua etmesini istemesi.
Kabirlerde ibadet edenlerin, kabirlere hitab ederek “Ey falan! Allaha benim için bu ve bu şeyler hakkında dua et!” ve ya “Senden Allaha benim için bu ve bu şeyler hakkında dua etmeni istiyorum” demeleri gibi.
Müslümanlar, bunun bidat bir vasitaçilik, Allaha şerik koşmağa, Allahı burakıb ölülere dua etmeye ve kalblerinin Yüce Allahdan dönmesine götüren bir vesilə olmasında ihtilaf etmiyorlar.
Ama bu tür bir halda büyük şirk oluyor.
Bu hal, dua edenin müşriklerin amelleri seviyyesine (onların itikadi gibi bir itikadla ) kabrin sahibinden şirk olan şefaat ve vasitaçilik istemesi halıdır. (O zaman o böyle diyenler gibidir):
“Biz onlara yalnız bizi Allah yakinlaşdırsınlar diyə ibadət ediyoruz”. (Ez Zumer: 39/3)”
Kaynak: Bekr Ebu Zeyd: Tashihud Dua: 250-251
Riyad: Darul Asime: 1419/1999
http://www.waqfeya.com/book.php?bid=666 Burdan okuya bilirsiniz

Bekr Ebu Zeydin sözleri üzerine bazi mülahazalar:

1. Ebu Zeyd, uzakdan dua etmənin şirk olduğunu, gaybi bilmekle alakalandirir. Uzakdakı ölüden dua isteyeni kafir saymasının sebebide budur. Yoksa mücerred olarak ölüden dua istemesi deyil.
2. Ebu Zeyd, yakın mesafede olan ölüden dua istemeyi şirk saymıyor. Ölüden dua istemek isəe daha öncede kaydetdiyimiz gibi şəfaat istemekle ayni şeydir.
3. Ebu Zeyd, ölüden dua və şəfaat istemeyi ise sadece dua edenin “müşriklerin itikadi üzre” dua etmesi halında şirk sayıyor. Yani şefaat istemenin deyil, şəfaati umulana ibadetin şirk olduğunu söylüyor. Müşrikler, şefaatini diledikleri kimsenin Allahın ortakları olduklarını zann ederek onlara ibadet edirdiler. Delil mahiyyetinde zikr etdiyi ayetin zahiride buna işaret ediyor.
Hiç bir müslümanin bu itikadda olmadığı ise gün gibi açiktir. Böyle farazi bir meselenin ön plana çıkarılıb, üzerinde hükümler kurulmasi, ancak kit akil sahiplerinin fikirlerini dahada karişdirmağa yariyor.
Salih bin Abdil Aziz bin Muhammed bin İbrahim Aluş Şeyhin konu hakkinda görüşü. Şeyh Salih bunun şirk olduğunu “izah” etdikdən sonra diyor ki:

فمسألة الشفاعة مِن المسائل التي تخفى على كثيرين بما في ذلك بعضُ أهل العلم , ولهذا وقع بعضهم في أغلاطٍ , في مسألة طلب الشفاعة مِن النبي – عليه الصلاة والسلام – , فأوْردوا قصصا في كتبهم , فيها استشفاعٌ بالنبي عليه الصلاة والسلام دونَ إنكارٍ ، كما فعل النووي وابن قدامة في المغني وغيرهما .
وهذا لا يُعَدّ خلافا في المسألة ؛ لأن هذا الخلاف راجعٌ إلى عدم فهم حقيقة هذا الأمر , ومسألة الشفاعة مسألة فيها خفاء ؛ ولهذا يقول بعض أهل العلم من أئمة الدعوة – رحمهم الله – : إن إقامة الحجة في مسائل التوحيد تختلف بحسب قوة الشبهة ، فأقلُّ الشبهات ورودا، وأيسرُ الحجج قدوما على المخالف هو فيما يتعلق بأصل دعوة غير الله معه ، وبالاستغاثة بغير الله، والذبح لغيره ونحو ذلك .
ومن أكثرها اشتباها إلا على المحقق من أهل العلم مسألة الشفاعة ولهذا فإن الشيخ – رحمه الله – أتى بهذا الباب ، وقال : باب الشفاعة

“İlim ehlinen bazilari bu konudaki görüşleri sebebiyle, şefaat meselesi birçoklarina gizli kalmiş konularindandir.Bu sebeble onlardan (ilim ehlinden) bazilari “Nebiden – aleyhissalatu vesselam – şəfaat istemek” meselesinda hatalar etmiş ve kitablarında Nebiden – aleyhissalatu vessəlam – şəfaat istemek hakkinda kissalari, hiç bir itiraz ireli sürmeden zikretmişler.
Nasil ki, bunu Nevevi, İbn Kudamə “El Muğni”de ve diğerleri zikr etmişdir.
Bu, meselede ihtilaf sayılmaz. Çünki bu ihtilaf, bahsedilen konunun mahiyetinin anlaşılmamasıyla alakadardir. Şəfaat meselesinde gizlilik var.
Bu sebebledir ki, bazi davet imamları (necdilər) – Allah onlara rəhmət etsin – şöyle demişlər: “Tevhid meselelerinde hüccet ikamesi, şübhenin güclülüyüne göre deyişiyor.
Şübhelerin varid olma cihetinden sayca az, muhalife karşi ortaya koyulmasi bakimindan hüccetlerin en asan olanı, Allahla beraber başkasını çağırmanın asli, Allahdan başkasından yardım dilemek, Ondan başkasi için hayvan kesmek ve benzeri şeylerle alakali mevzulardir.”
Bunlardan – ilim ehlinden muhakkik olan kimselerden başkasi için – en çok karişik/anlaşılmaz olanı, şəfaat meselesidir.
Bu sebebledir ki, şeyh (Muhammed bin Abdil Vehhab) – Allah ona rahmət etsin – bu babı zikr etmiş ve “Şəfaat babı” demişdir.”

Kaynak: Salih bin Abdil Aziz Aluş Şeyh: Et Temhid li Şerhi Kitabit Tevhid: 214
Darut Təvhid: 1423/2002
http://taimiah.org/index.aspx?function=item&id=940&node=3267 burdan okuyabilirsiniz

Salih bin Abdil Aziz Aluş Şeyhin sözleri üzerine bazi mülahazalar:

1. Şeyh Salih, tevhiddeki önemli bir meselenin insanların büyük bir kismina gizli kaldiğini diyor.
2. Eski alimlerin “şəfaat meselesinde” farkli tarafda olduğunu kabul ederek bunu hata sayıyor.
3. Zikr edilen meşhur Utbi ve Bedevi kissalarini şəfaat istemek hamiyetinde olduğunu kabul ediyor ve alimlerin bunu inkarsız nakl etməsini onların bu fikirdə olduğuna delil kabul ediyor.
4. Tevhidin önemli meselesi olan bir meselede, Nevevi ve İbn Kudamenin ayni zamanda digerlerinin işin mahiyetinden habersiz olduklarini söylüyor. Aslinda ise bu fikirde olan onlarca büyük alimler vardır ve tarihte hiçkimse onları bu sebeple şirkle ittiham etmemişdir.
5. Eski alimlerin muhalifetini muhalifet saymıyor ve buna sebeb olarak onların meselenin mahiyetinden habersiz olduklarını gösteriyor.
6. İlim ehlini muhakkik ve qayri muhakkik olmak üzre iki yere bölüyor, keni dedelerinden olan Muhammed bin Abdil Vehhabı ve eshabını tevhid yönünde muhakkik, İmam Nevevi, Muveffak İbn Kudame gibilerini ise qayri muhakkik ve tevhidde karişiklik içinde olanlardan sayıyor.
7. Muhammed bin Abdil Vehhabın, bu kitabında özellikle “Şəfaat babı” adlı bir bab açmasının ise, ilim ehlinden tevhidi anlamayanlara bu sirri açmak mahiyetinde olduğunu kayd ediyor.
sanirim bizlere düşen, ümmetin alimiyle, cahiliyle 1100 yil habersiz kaldığı bu “tevhid sirri”ni açıkladıkları için Necd alimlerine minnetdar olmakdır.🙂

Categories: tevessul-teberruk-istigase, Vehhabi Fitnesi | Leave a comment

Post navigation

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Blog at WordPress.com.

%d bloggers like this: